ŞirrLeriM

 

Milyon kere SibeL  

Ben bir Sibel'dir tutturmuşum
oh ne iyi sibel'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Sibel sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Sibel üstüne
Saatim her zaman Sibel 'e beş var
Ya da Sibel 'i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Sibel geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Sibel deyiz
Günlerden Sibelertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Sibel'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Sibel'li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok
Sibel'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Sibel'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil
Sibelsizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Sibel
Bundan böyle dünyada Aşkın adı Sibel olsun



GİTTİN
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...
Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...
Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...
Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...
 Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...
Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...
Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...
Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...
 Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...
Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım... 




Aşk Ve Ölüm...! 
9.SINIF
Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...

10.SINIF
Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...

11.SINIF MEZUNİYET BALOSu

Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul ettim onu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.
bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. Ne denini bilmiyorum ama kenmdim den çok utanıyorum...

Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu...

''Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu...''

Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorum gözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum....


Seni Sensiz Sevdim



Düşlerde sevdim seni, söyleyemedim...

Sessiz öptüm nefesini, söyleyemedim...

Ben seni, hep senin bilmediğin zamanlarda,
senin bilmediğin mekanlarda sevdim...
Bunu sana hiç bir zaman söyleyemedim...
Anlatabilecek kelime bulacağımı hiç sanmadım...
Düşlerimdeydin hep...
Öyle büyüktü ki varlığın beni aştı ama sana ulaşmadı...

Ben seni, hep uzak sevdim, uzak öptüm...
Sessiz, sakin, sen rahatsız olma, ürkme diye,
benden kaçma diye usulca öptüm...
Her nefesim senindi...
Çünkü ben, sen nefes alıp verdikçe vardım...
 Ama sana ne sesimi, ne nefesimi duyuramadım...
Çığlık oldu sevgim, çarpı herkese...
Bir sana teğet geçti... Öğrenemedin... Söyleyemedim...

Sana ben şiirler, sözler büyüttüm,
Sana ben baharlar, yazlar büyüttüm,
Sana ben hummalı gizler büyüttüm,
Söyleyemedim...


Her kalemin ucuna düşen harf sendin...
Her dilimin ucuna gelen kelime sendin...
Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm,
ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...

Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi...
 Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana...
Ben her bahar hüzün kaplar,
her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda...
 Ben her baharı sen diye bekledim,
ben her yazı sen diye geçirdim...
Bütün güzelliklerini sana büyütüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...


 
 
En ateşlisi sanaydı aşkın...
En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı...
Gizli gizli yanardı yüreğimde...
Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü,
giz'i hepsinden büyüktü...
Gösteremedim...
Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin...
Oysa sen buz gibiydin...
Yine de gelmedin...
Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...

Şarkılar yazdım sana, okuyamadım...
Hep yanımdaydın oysa, dokunamadım...


Sana ben hayaller, düşler büyüttüm,
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm,
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm,
Söyleyemedim...

Her şarkıya seni koydum, her şarkıyı sana yakıştırdım...
Sen varsın diye söyledim hepsini ama sana duyuramadım...

Hep benimle olduğunu hiç bilmedin.
Hayalinle yatar, hayalinle kalkardım anlamadın.
 Anlamadığın, hissetmediğin için dokunamazdım sana,
duvarların öyle kalındı ki, yapamadım...
Hayallerimdin işte sen, bütün düşlerimdin...
İyiye, kötüye akan her damla yaş sanaydı, sensiz olmazdı...
Ateş gibiydi işte aşkın, dedim ya yakardı, söndüremezdim...
Ama sen hiç birini bilmedin,
Ben de Söyleyemedim...


kelebekleri bilirsin sen..
incecik kanatları benekli..
pervane olurlar ışık başlarında,
çiçek yapraklarında. ..

ben
en mavisini severim ama,
beyazına da tutkunum; sana benzediği için..
kara benekleri kara gözlerin gibidir;
aşk taşır uzaklara...
benden alır sana getirir,
senden alır bana getirir,
zamanı sorma!
zaman bahar değilse değil.

oysa ben,
hep hazana takılan aklımın
şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda. .
sana dokunuşlarımda sevgili! ..

'neden şimdi? ' desem, yanıt bulamam ki! ..
bulsam da fark etmez nasılsa,
çünkü sana öyle alıştım ki,
çünkü sana öyle vurgunum ki! ....
ne baharı hesaplayacak zaman,
ne de,
hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum! ..
bir seni unutmam!

yüreğime usulca girişindeki süzülüşü,
dudağıma astığın gülüşü,
umuda açtırdığın çiçeği unutmam...

arkası yarınları eskiden de severdim ben,
şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum. ..
çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun.
benim sana kavuşmam umudu gibi!
'yarın 'deyip gülsem de şimdi,
ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin:
vaz geçemediğim sevgili!

yalandı bu işte!
ben hiç sensiz değildim ki..
hep benimle oldun sen! ..
hep bendeydin, kimseye benzemeden..
hep 'hiç kimseydin' bende ki! :
korkularımda yüreğim,
acılarımda afyonum,
hüzünlerimde gözyaşım,
sevinçlerimde müjdem,
yıkılışlarımda direğim,
uzaklarımda yolum,
özlemlerimde elim,
sevdalarımda koynum oldun ısındığım..
teşekkür ederim sevgili! ...

şimdi gece!
ve ben karanlığı bile sever oldum seninle..
çünkü;
korkularımı unutuyorum,
çünkü;
bitiyor yalnızlığım,
çünkü;
yıldızları topluyorum,
çünkü;
seni severken çoğalıyorum...
sokakta yürüyoruz işte: el ele...
sofrada yan yanayız,
yatakta göz göze....
ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız,
ister bir denize...fark etmez ki! ..

her seferinde,
tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi..
serap olur,
yakamoz olur uzak denizlerde.. .
ah! ..bir binebilsem gemilere...
FORA! ...diye bağırsam,
susuverse martılar...
balıklar değse ellerime;
senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde...
kayıp gitseler diplere doğru...
bir de,
utanmasam cümle alemden!
yıkansam, yıkansam, yıkansam...
seninle! ...



Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.


Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.


Aşksa bitti gül ise hiç vermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.


Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.


Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.


Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal

Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşça kal



yar..gidiyor musun..?
g
i
t
m
e
...

oysa öyle çok alışmıştım ki...
Farketmiyor musun...
kokun iliğime işlemiş..
GiTMe...
 
Yar gidiyor musun?
GiTME...
içimde bir korku var...

bu ayrılık değil demen neye gebe?
ne gelecek bu kara günlerin ardından..?
güneşli günler mi...
hayır..!
yağmur,çamur,sel bundan sonrası..!
ayrılık değil deme...
GiTMe...
ayrılık olur bir adım sonrası...

Biliyor musun?
Böyle baslar ayrılıklar ...
 
yar..gidiyor musun..?
GiTMe...

bu sefer duy feryatlarımı..
Arkanı dönüp rüzgarlar estirme...
bir adım daha atarsan kötü olacak sonum...
gitme...

Gel biraz; kokunu bırak,
Baharımı al; soguktur oralar ...

hadi vazgeç bu deli sevdandan..!
üşürsün,kırılırsın...
Kokun benden başkasına yaramaz aldanırsın..
ağlatılırsın..
GiTMe...

düşme düşümden..ezme yüreğimi..
GiTMe...

Aglıyor musun?
Aglama; hayırlar ugurlar ...

gidiyorsun...
bana arkanı döndün yar..!
bana sırtını dönüp bir adım daha atabildin..!!
yıkılmadın hem de..dağlar gibiydin..geçip gidebildin..
gözlerime bakarken benden vazgeçebildin...
yolun açık olsun..uğurlar olsun..


Gurbete giden döner mi dönmez mi
Belli degil bilirim
Ben bir karaagaç gölgesi buldum
Cebimde ümitlerim...

gittin...dağlar gibiydin..
altında kaldı sevdam..
Karanlıkta kaldım...

ümitlerimi rafa kaldırdım..
sevinçlerim yok artık..
sen gelene kadar güneş yok..
gölgendeyim...

yar..gidiyor musun..?
g
i
t
m





Gözlerin
Ve gözlerin gelir aklıma
Ve sözlerin
Gidişin gitmiyor gözümün önünden
Ve izleri derin
İlk değilsin bu senin de bildiğin
Ve yine biliyorsun
Sen son sevdiğim
Şimdi uzaklardasın
Ben çamlar arasında bir hastane odasında
Ciğerimde bir ince hastalık
İçimde kapanmak bilmeyen bir yara
Ve sanki elimde inadına bir sigara
Biliyorum dönmeyeceksin
Hatta arkana bile bakmazsın
Gün gelir belki bir yuva kurarsın
Oğlun olsa benim Adımı koyar mısın
Sonunda da olsa tattım hiç olmazsa
Ben seni değil
Bu sevdayı bir ömür bekledim
Ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde
Sevdim

Gittin.
Dağ gibi sevdamı devirip ardında
Gittin.
Allahaısmarladık bile demedin
Sazlar çalınır çamlıca'nın bahçelerinde
O şarkıyı bir daha hiç söylemedim
Şimdi elimde bir bardak çay
Ve dudağımda buruk bir tebessüm
Kendi kendimi üzmemeye söz verdim
Ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde
Sevdim
Israr etmedin kendine beni sev diye
Beyaz bulutlar gibi sırtını rüzgarlara verip gittin
Bense durdum ve bekledim
Ama üzülmedim
Çünkü ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın
Yerinde sevdim



Ölen Sevgili
 
Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil,uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.

Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti.
'Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.'
Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi;
'Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize...'

BULUSMA VAKTI...
Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.

Besiktas'a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini...


Besiktas'a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini.
'Bana birsey mi söylemek istiyorsun' diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak
'Evet'
dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek
'Söylesene, ne diye bekliyorsun' dedi.
Genç adam içini çektikten sonra
'Sence biz nereye kadar gidecegiz?' diye sordu. Genç kiz,
'Bunu sorma geregini niye duydun?' diye yanit verdi. Genç adam söze basladi...
''Birkaç ay önce aksam 23:00 civarinda sana telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana
'Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?'
demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin
'Sen sanslisin, sevgilin sana bakar' sözüne Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin' demistin. Hatirladin mi?''


DUYGUSALLIGI SEVMEM...
Genç kiz,
'Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez' diye yanitladi. Genç adam güldü,
'Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.'
Genç adam devam etti...
'Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç... Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.'
Genç kiz anlamisti,
'Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?' Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü.
'Hayir' dedi,
'Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da...

BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrilirsak ikimiz için de en
hayirlisi olacak.' Genç kiz sasirmisti,
'Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.' Genç adam iç çekerek
'Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk' dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek
'Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur...' dedi. Genç adam
'Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum' yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz,
'Kalkalim istersen' dedi. Genç adam
'Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin' diye yanitladi. Genç kiz
'Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam,
'Istersen arkadas kalabiliriz' dedi ve birbirlerine son kez sarildilar.

"BEN DOGRU YAPTIM..."
Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7'de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:

SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM...

Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam
''Nalan'la görüsebilir miyim?'' dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde...
'Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti....'

YIGILIP KALDI...
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi...
Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi...
'Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis...
"ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE DÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN,
BAZEN BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR..."



Seni Yağmurdna Sonra Seveceğim
Şimdi git
Say ki seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik
Say ki gece mektuplarının en güzel aşk şiirlerini
Beraber ezberlemedik
Say ki sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber
Bekledik

Sen git
Ben gelemem bu yürekle
Ya da kal
Eylül yağmurlarını bekle

Seni yağmurdan sonra sevicem
Saçlarıma ak düşmemiş halimle
Sen yaşlardayken 18'inde, 20'nde
Seni yağmurdan sonra sevicem
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle
Seni yağmurdan sonra sevicem
Aşksız geçen onca yılı yakacağım
Sevda aleminde kendi ellerimle

Şimdi git
Say ki seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik
Say ki oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı
Ve sevdadan hiç söz etmedik
Say ki hiç gülmedik
Aynı şeyleri sevmedik
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik
Seni, yağmurdan sonra sevicem
Kimse bilmiycek, herkesden gizliycem
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada
Seninle gök kuşağının altından geçicem
Seni yağmurdan sonra sevicem
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemicem

Belki bu dünya gözlüyle gördüğüm son yağmur olacak
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüycem
Ben seni yağmurdan sorna sevicem
Ve bir gün ölürsem, yeşil gözlerinde ölicem



Ben Sana Mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.


Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.




DİYEBİLSEYDİM
 
Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim



Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...



Beni Unutma
 
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma

O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma

Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma

Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma



Yalansız dolansız bir özlem bu,
Özlüyorum susarak seni,
Hasretinle aglıyor bak sevdam,
Zamanı durdurmak istiyorum...

Geçmişe özlem,geleceğe özlem,
Bir ömre bedeldir özlem...

Tenine,kokuna,varlığına,
Sesine,sevgine özlem,
Özlem kokuyor bu şehir sayende...

Sensiz yüreğim üşüyor bak,
Kendime uzak özlemine yakınım,
Al git artık ne olur özlemlerini,
Ne olur artık beni bana bırak...

Özlem sevene yakışır,
Ben özlüyorum bak.......

Karatma geceleri gibi özlemin,
Dudaklar suskun,gözler yasak,
Sol yanım yasaklarda agrıyor gülüm...

Hiç gelmeyecek olsanda varsın ya, bileceğim,
Adım sevda olmasada sende,sıcacık yüreğim,
Özlem koydun adını bu sonsuz sevgimin,
Bitmez bu özlemler severken hala sevgili....

Yaşadığım sürece özlemim olacaksın,
Yüreğimde..sen bilmesen bile,
Yalnızım bak yalnızım yine özleminle,
Bekliyorum bak gel artık..

Gelde..beraber biz olalım,
Beraber özlem dolalım,
Beraber özler olalım....
Sevdiğim...
Sevdiğim.. 



YÜREK SIZIM
Yine cöktü aksam bir elimde sigaram...
Radyoda sarkilar,dalip sana gelmem icin yeterli bunlar...
Yine kendime iskence,yine yüregime aci veriyorum bu gece...
Ben sana yildizim derdim,gökyüzü yildizsiz simdi...
Isiklar aydinlatmiyor o kara gözlerin gibi odami...
Yine bir of yine derin biri sizi icimde...
Unutmaya çalisirken hatirlanan anilar...
Degdinmi bu kadar aciya,gözyasina...
Adini koyamadigim yüreksizim...
Simdi,kime ne söylüyor o sözlerin...
Simdi hangi yüregi yakiyor gözlerin...
Bitmeyen yalanlarinla kimi düsürdün agina...
Daha kac can yakacak,yalan olan sevgin...
Hic düsündünmü kendini,yüregini....
Sende bir an seveceksin...
Seninde birgün yanacak o yüregin...
Atesler saracak bedenini...
Aglamak isteyecek ama agliyamiyacaksin...
Tutunmak istiyecek ama bir dal bulamiyacaksin...
iste o gün anliyacaksin bana cektirdiklerini...
Solup,solup eriyecek o tastan yüregin...
Ama hicbirsey geri dönmüyecek bunu ögreneceksin... 


SANA GELSEM  
ölmesem ama gitsem bu hayattan
benliğimi buldugum tek yere gitsem...
benliğimi buldugum kişi gelse sonra.
sarılsam... ama hiç bırakmasam
ölesiye bir sevdanın çıkmazına girsem...
baksam gözlerine... ama hiç ayırmasam...
sonsuz mutluluga uzansam kollarında...
hiç kalkmasam yanından
ve uyanmasam o guzel ruyamdan...
her gece baslayıp biten ruyalar son bulsa sonra
gerçek olsa birden
artık hayal görmesem ve onsuz yaşamasam...
sevginin derinliklerini onunla tatsam...
aşkı onun gözlerinde görsem sonra...
ve inansam artık gitmeyecegine...
ama diyorum ya işte...
ölmesem ama yinede gitsem bu hayattan...
 
 
 
Sen hiç ölümle yaşam arasında kaldın mı?
ya da ölmek istedin mi hiç?
Nefret ettin mi yaşamdan ölmeyi isteyecek kadar?
 Hiç asık oldun mu?
Sevdin mi birini benim seni sevdiğim kadar?
Hak etti mi seni senin beni hak etmediğin kadar?
Nasıl acı verdiğini bilir misin,
Sevdiğinin başka birinin koynunda olduğunu
bile bile nefes almaya çalışmanın?
Hiç aldatıldın mı habersiz?
Bilir misin nasıl acıtır insanın canını?
Kim bilir belki de bilirsin…  


DUR  GİTME NE OLUR

  Neden her gece çöküşünde sen gelirsin aklıma...
Davetsiz bir misafir misali ugrarsin yanima...
Alır gidersin beni sonu olmayan ufuklara...
Dur,benle kal desem biliyorum ki geldiğin gibi gideceksin...
Oysaki kalsan,dinlesen yüreğimi sana karşı içimdekileri...
Sana nasıl muhtaç olduğumu,öksüz çocuklar gibi...
Dile getirsem her şeyi,söyleyemediklerimi anlatamadıklarımı...
Birden sus diyiyorum yüreğime sus bilmesin hiçbir şeyi...
Bilsen ne değişecek ki,Sen gitmek için gelmedin mi...
Sahi neden geldin,ne için demedin hala...
Sensiz ne halde olduğumu görmek için mi...
Yoksa ben unuttum,oda unutmuş mu diye mi geldin...
O zaman bak gözlerime onlar anlatsın sana...
Sensiz başaramadım,tutunamadım hiçbir şeye...
Sen gittin ya,ben öldüm o an ruhum ayrıldı bedenimden...
Ondan olsa gerek sadece susuyorum,kin kusuyorum...
Sana değil bu kinim,sana değil bu sitemim....
Ben yanlış zamanda yalan olan seni hayati sevmişimde ölmüşüm...
Simdi gidiyorsun ya bir elveda diyerek....
Dur gitme ne olur cansız bedenimi yak,savur küllerimi de öyle git...
Yak ki aklim ve hala ardında bakan gözlerim sende kalmasın....
 



ÇİLELER

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Gözlerimin nasıl sev dediğini
Sensiz bu dünyanın batması gerektiğini
Hor görsen de garibi
Bir teselli vermeni ben istedim
Bahtıma takılan bir karaçalı gibi
Gönlümü toz duman bıraktığım
Bağrımdaki ateşi yakıp gittiğin günden beri
Batıyor gönlümde bir akşam güneşi

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Ben yazdım severek ayrılalım
Ben yazdım
Cennet gözlüm ben yazdım
Ben sabahsız gecelerin kucağında bir çilekeş
Gönlüme vazgeç demişim
geçmemiş bu aşktan
Kabahat seni sevende biliyorum
Elimde bir kandil dolanıyorum
Eğer aşka bir ceza verebilseydim
Onun da benim gibi sevmesini isterdim

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Bunca yıl habersiz yaşadım seninle
Hep seninle yaşadım öldü deseler de
Aşkından öldüğümü bilmesen de
Belki biraz üzülüp kim desende
Gel gör şu halimi bir teselli ver
Sevenler mesut olmaz derlerdi inanmazdım
Şimdi mesut değilim bilseydim bağlanmazdım
Biliyorum ben eski halimle daha mesuttum
Dediğin gibi olsun hadi severek ayrılalım
Ama otur son kez masaya göğsümüzü yumruklayalım




SANA BAKMAK

 

Her şey yapılabilir

Bir beyaz kağıtla

Uçak örneğin, uçurtma mesela.

Altına konulabilir

Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için

Sallanan bir masanın.

Veya şiir yazılabilir

Süresi ötekilerden kısa

Bir ömür üzerine...

 

Bir beyaz kağıda

Her şey yazılabilir,

Senin dışında...

Güzelliğine benzetme bulmak zor,

Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan

Her şeyden:

Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.

Belki tabiattadır çaresi

Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin...

Ve benim

Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim...

Anlarım bitkiden filan

Ama anlatamam

Toprağın güneşle konuşmasını

Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

 

Sen bana ışık ver yeter

Bende filiz çok...

Köklerim içimde gizlidir

Gelen giden, açan soran, bere budak yok

Bir şiir istersin

"içinde benzetmeler" olan

Kusura bakma sevgilim

Heybemde sana benzeyecek kadar

Güzel bir şey yok

 

Uzun bir yoldan gelen

Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum

Yaralı yarasız sevdalardan geçtim

Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu

Her şeyi anlattım...

Olan olmayan, acıtan sancıtan...

Bilsem ki sana varmak içindi

Bütün mola sancıları

Bütün stabilize arkadaşlıklar

Daha hızlı koşardım

Sever adım gelirdim

Gözlerinin mercan maviliğine…

 

 

 

 

Sana bakmak

Suya bakmaktır...

Sana bakmak

Bir mucizeyi anlamaktır…

Sana bakmak

Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır

Aşk sorgusunda şahanem

Yalnız kelepçeler sanıktır

Ne yazsam olmuyor

Çünkü bilenler hatırlar...

Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar

Bahçıvan değil tüccarlardır

Sen öyle göz,

Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı

Sen teninde cennet kayganlığı iken,

Sana şiir yazmak ahmaklıktır…

 

Bir tek söz kalır

Dişlerimin arasından

Ben sana gülüm derim

Gülün ömrü uzamaya başlar

 

Verdiğim bütün sözler

Sende kalsın isterim

Ben sana gülüm derim

Gül sana benzediği için ölümsüz...

Yazdığım bütün şiirler

Sana başlayan bir kitap için önsöz

 

Sana bakmak

Bir beyaz kağıda bakmaktır.

Her şey olmaya hazır

Sana bakmak

Suya bakmaktır…

Gördüğün suretten utanmak...

Sana bakmak

Bütün rastlantıları reddedip

bir mucizeyi anlamaktır..

Sana bakmak

Allah’a inanmaktır. 


BağLanmıyacaksın
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.


" O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela.

O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın.

Ucundan tutarak...

 
Reklam
 
Esmaü'l Hüsna
 
Esma-ul Husna
sitene ekle
Mause Renklensin
 
 
Bugün 1 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=